Binek otomobil için müşteri ikna etmek, süperspor hatta hiper-otomobillere alıcı ayarlamaktan çok daha zor, pazarlama tekniklerini çok daha iyi kullanmayı gerektiriyor. Banka hesabı yerine kaynağı lazım olmayan banknot hangarı, sikke havuzu veya petrol kuyusu bulunan müşterilerin beğeni seviyesi (maalesef) 10-12 yaş arası çocuklara denk olduğu için firmaların “en hızlı” arabayı üretip bunu yeterince yüksek sesle duyurduklarında müşteri bulmaları garanti iken artık turboşarj ve kaliteli benzinle gelişen motor üretim teknikleri sayesinde her yerinden yağ kaçırmadan yahut erimeden binlerce kilometre boyunca 1500 beygir güç verebilen motorlar üretilebildiğinden dolayı, aerodinamiğin ve lastik tekniğinin de sınırına dayanıldı: 400km/s barajı 15 sene önce aşıldı ancak 500km/s’ye dayanmak o kadar da kolay olmayacak.

Öncelikli anahtar lastik; Bugatti Veyron SS için teknik ekip, lastik sübabını sıfırdan tasarlamak zorunda kaldıklarını açıklamıştı. Aşırı yüksek hızlarda konvansiyonel sübap merkezkaçtan dolayı hava kaçırdığı, merkezi lastik sübabı da Alpina’nın patenti olduğu için en basit, akla gelmeyen detay bile kabusa dönmüştü. Bugünkü teknoloji ile Chiron modelinin devasa motor gücü gövdeyi daha ötesine taşıyabiliyor olmasına rağmen son sürat 420km/s ile limitli. Ötesi de pek akıl karı görünmüyor…

Bu noktada artık “maksimum sürat” yerine pist performansını ön plana çıkarmaya yönelen üreticilerden önce Ferrari plakasız modellerini hatırlı müşterilerine pazarladı, ardından McLaren P1’in hafif, son sürati düşük ancak çok daha seri versiyonu Senna’yı gösterdi. Aston Martin One-77 ile eksik kalan süksesini Red Bull F1 takımı ortaklığının şampiyonluk mirasıyla desteklediği Valkyre modelini göstererek tamamlama yolunda. Mercedes de Project One ile F1 mirasını “yarış pisti” vurgusuyla müşterilere gösteriyor. Son sürat artık bir barem değil.

Zira internet, modifiyecilerin +100000 Dolar bütçeyle modifiye ettikleri arabalarla madara ettiği Veyron videolarıyla dolu, son süratin hız demek olmadığını en küçük beyinli insanın bile anlayacak hale gelmesi, potansiyel hiper-otomobil müşterilerinin canını sıkmasın diye artık Bugatti de Chiron modeline pist performansı vurgusuyla satacağı Divo versiyonunu ekleyeceğini duyurdu.

Açıklanan bilgilere göre DSG değil daha hafif, yarış şanzımanıyla satılacak olan Divo modelleri ciddi ayar farkları ile hızlanma odaklı tasarlanmış. Ancak görsel detaylar önümüzdeki dönemde netleşecek. Resimler Chiron Sport’tan.

“Daha iyi” hızlanma ile kast edilen, güncel modelin kuru zeminde 2.5 saniye süren 0-100km/s ve  gazdan ayağı 4 saniye daha kaldırmayınca 200km/s barajını geçen hızlanma performansından daha iyi ölçümler yakalamak… Sonuçları hep birlikte göreceğiz. Son süratse 385km/s ile sınırlı ki bu, efsanevi McLaren F1’in 1994’te 620Hp ile elde ettiği sembolik rakam olarak da dikkat çekiyor. Bu ilginç pazarda prestij meselesi her şeyken 100 adetlik Divo üretimi ilginç bir diğer hedef. Zaten Chiron’dan 500 adet üretiliyor olması bu aracın antika olma potansiyeline olumsuz tesir eden bir durumken 100 tane daha mı eklenecek, mevcut sayının bir kısmı mı Divo’ya dönüştürülecek henüz açıklanmadı. Açıklanan kesin bilgi ise fiyat kupürünün Chiron Sport’un iki misli olduğu: BEŞ MİLYON AVRO! (Ülkemize geldiğindeki vergiler, zorunlu trafik sigortası ve ekstra donanım siparişleri hariç tabi ki.)

Mühendislik açısından takip çok keyifli iken 100 kişinin en az 5’er milyon avro ödeyerek sahip olacağı otomobillerden bahsediyor olmanın sosyolojik etkileri o kadar da keyifli olmasa gerek.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen isminizi buraya giriniz