Detroit fuarından ilk bomba düştü: Yine bir Kia Stinger! İlginç olan bu kez konsept olarak kalmayıp yola çıkacak olması… Zira önce silüet, ardından ismiyle iki farklı fuarda daha stand doldurma görevi bu başlığa verilmişti.

Bildiğiniz üzre Hyundai-Kia kardeş firmalar. Kabaca Kia marka etiketi, Hyundai’nin hal-i hazırdaki arabalarının biraz daha spor modellerini satma yöntemi denilebilir. Ve yine çoğumuzun bildiği (ve faka bastığı) üzre görece ucuz, basit arabalar yapıyorlar. Bu algının kırılması için canla başla uğraşmalarına, WRC ve drift müsabakalarına girmelerine, modellerinin liste fiyatlarını Avrupalı rakiplerinin dahi üzerine çıkaracak yenilikleri art arda sıralamalarına rağmen gerçekten vurucu otomobillerle galerilerini doldurmadıkça başarı gelmeyeceğine ikna olmuşa benziyorlar. Bu otomobil spor model olması için tasarlanmış ancak hiç de küçük değil. Üst orta sınıf yani BMW 5’er, Mercedes E veya Jaguar XF dengi bir araba. Spor vurgusunu da suratımıza çarpan hatlarıyla eski Mercedes CLS’nin açtığı yolda, benzer başarının hedeflendiği aşikar. Tabi bu araba CLS gibi erimiş peynire benzemiyor…Devasa hatchback gövde Aston Martin Rapide’i ve bilhassa önden Panamera’yı andırıyorken, ben arka çaprazdan çamurluk kesimini ve küt arkayı güncel Dodge Charger’a da benzettim. Stop lambalarının iç grafiği Porsche 911 gibi de dururken sanki 2005 öncesi eski güzel Seat Leon/Toledo da akla geliyor. Peter Schreyer etkisi diyelim.“Kaputun altında” turboşarjlı benzinli motorlar vazifelendirilmiş. İki litrelik, sıralı dört silindirli olan nispeten uslu seçenek. 6200 devirde verdiği 255 beygirden ziyade 1400-4000 devir arası sabit 350Nm tork verebilmesiyle dikkat çekiyor. Resimde görülense daha ateşli büyük kalp. Güzel sesli, 60 derece açılı “V” dizilimli Lambda 2 motor tercih edilmiş. Hyundai’nin böyle bir motora sahip olması büyük avantaj. 3.3 litre hacimle turbo eklenerek 365 beygir çıkarılan bu modifiyeli makine 1300 devirden itibaren, 4500 devre kadar nefesi kesilmeden tam 510Nm tork üretebiliyor. Bu da turboşarjın nimeti: Yaşasın wastegate!

İki motor seçeneği de aynı 8 vitesli otomatik şanzımana (Manuel vites şimdilik yok.) bağlanırken araba arkadan itişli olacak şekilde tasarlanmış. Bu ilginç bir şanzıman zira kendi tasarımları ve tork konvertörüne entegre edilen CPA (merkezcil sarkaç dengeleyicisi) mekanizması sayesinde vites değişimlerinde oluşan dönme torku farkını emerek güçlü motor ve ağır gövdeye rağmen sarsıntısız şekilde hızlı vites değişimi yapabilmesi vaat ediliyor. Üstelik dört çekerle de teslim alınabiliyor. Arazi değil yol tutuş odaklı ve arka ağırlıklı AWD, arkada direksiyona bağlı güç dağıtma kabiliyeti (torque vectoring) ile donatılmış. Arkadan itişli modeller drift garantörü limitli kilitli diferansiyel ile alınabilecek. Viraj dönmek istemeyen, ısrar ederseniz poyraz yemiş balıkçı takası gibi sallanan hımbıl Kia sedanlara dair bütün hatıralara sünger çekmek gerekeceğe benziyor. Tabi yoldaki pürüzleri sanki ütü kumaş ezermiş gibi yutmalarını özlemek zorunda kalmayalım diye, arabanın sertlik ayarlı amortisör takımı ile donatıldığını da ekleyelim. Tek başına amortisör işe yaramaz: Çelik helezon yaylara binen gövde ön tekerleklere MacPherson mimari ile oturtularak kule gergisiyle desteklenmiş. Ağır burnuna rağmen direksiyon keskinliğinden taviz verilmemesi önemli. Gelişmiş çekiş aktarım kontrollü arka aksta ise çok kollu tam bağımsız salıncaklara yer verilmiş. Dört silindirli modelin lastikleri aynı boy: 225/45R18. V6 taşıyan Stinger’larıysa 19 inçlik jantlarından tanıyabileceğiz, önde 225/40R19, arkadaysa 255/35R19 lastiklerle ekstra gücün dizginlenmesi için ek önlem alınmış. Dizgin demişken fren tertibatı Brembo’ya emanet, tabi ki ABS ve aktif basınç dağılımı sunan hidrolik merkezli. Direksiyonsa önden çekişli büyük Kia’ların aksine bambaşka şeyler anlatıyor: BMW’den tanıdığımız aktif direksiyon sisteminin bir türevi. Bu direksiyon kutusu hız göstergesi aracı virajdan viraja fırlatabileceğiniz yahut park edebileceğiniz hızlarda alabildiğine keskin, az turlu kullanım sunarken sürat arttıkça bu sinirli yapı yerini daha uzun turlu, stabil direksiyon oranına bırakıyor. R-MDPS adlı bu yapı hidrolik değil elektrik destekli. Arka aksta açı değiştirecek bir sistem bulunmuyor, en nihayetinde yarış arabası değil sportif hisler sunacak bir model bu.

Dört çeker V6 Kia Stinger, içinde yükü yolcusu olmadan, kuru asfaltta 0’dan 100’e 5.1 saniyede çıkabildikten sonra sürücüsünün yüreği ağzına gelmesin diye bütün bu tatava. Saatte 270 kilometreye kadar hızlanabilecek ve bunu tekrar edebilecek bir otomobil, ciddi bir mühendislik başarısıdır.Kabin kaptan köşkünden ziyade kokpit yakıştırmasını hak edecek şekilde tasarlanmış. Küçük vites kolu sportif gözükmesin diye uğraşılmış sanki. Ne yazık, yanındaki Amerikan tarzı bardak tutacakları da hiç yardımcı olmuyor. Orada el freni kolu olmalıydı; üzgünüm driftçiler, el freni düğmeli.

Yuvarlak havalandırma menfezleri üzerinde yükselen tabletimtrak ekran arabanın kontrol merkezi. Ben arabaya binip oraya içine uygulama yüklenmiş kendi tablet veya telefonumuzu oturtacağımız, canımız isterse orada bırakıp istersek yanımıza alabileceğimiz günü iple çekiyorum. Sanırım üreticilerin niyeti de bizi buna alıştırmak. O ekran çok kalın çerçeveli, sökülemiyor veya gizlenemiyor. Ana göstergelerin analog olması teselli. Ön cama yansıtmalı HUD özelliği de unutulmamış. Havalandırma ve temel kontroller için düğme tercih edilmiş olmasına sevindim. Zira seyir halinde dokunmatik ekran kullanmak “zorunda” kalmak hiç hoş değil. El yordamı olamadığı için gözü yoldan ayırmak bir yana ıslanan ekran kabus olabiliyor. Üç kollu çok düğmeli ve arkasında vites pedalları bulunan direksiyon simidi, güzel koltuklar ve oturma pozisyonuyla arabanın spor imajı pekişmiş. Karanlık siyah kabinde alüminyum var, renkli dikiş yok çok şükür. Apaçi arabası değil bu. Yani lütfen olmasın!Çok kalın (içinin yarısı boş olsa da) şaft tüneli ile daraltılan oturma hacmi kullanışlılıktan verilen taviz demek. Araba büyük olduğu için sıkışmayacağız ancak sıkışık hissedeceğiz. Bilinçli bir tercih, potansiyel müşterileri cezbedecektir. Gövde hatlarından anlaşıldığı kadarıyla arka çapraz görüş çok sınırlı olacak. Burada da aracın sahip olduğu pek çok elektronik melekle işbirliği yapmamız salık veriliyor. Arkadan geçen yaya uyarısı park sensörü ve kameraya ek ilginç bir özellik. İleri bakarken de LED farların kapasitesinin yetmediği durumlar için gerektiğinde aracı durdurabilen şerit takip destekli radar yer bulmuş. Otomatik pilottan bir adım öncesi. Sadece sisteme çılgın gibi güvenip maskaralık yapmıyorlar, o kadar. Hatta siz de durumu anlayıp otomatik pilota bağlamayın arabayı diye “DAA” yani sürücü dikkat uyarganı adını verdikleri küçük çalar saatle, kontrolü sık sık ele almaz, işi otomobile bırakırsanız beyninize beyninize alarm sinyali çakarak ikinci Tesla olmamayı garantilemişler. Pasif güvenlik sistemleri de çokça havayastığı ve darbe emici gövde panelleri olarak yerli yerinde.Bu otomobilin asıl hedef pazarı Amerika. Bizi ilgilendiren özelliği ise proje sorumlusunun eski BMW M GmbH şefi Albert Biermann olması. BMW modelerine E39 M5’ten itibaren ayarlanabilir süspansiyon, gaz tepkisi, direksiyon keskinliği getiren ekibin şefi. Ve bu otomobili de özel yapan bu: Limuzinden şerit tanımaz viraj maymununa birkaç saniyede dönüşebilecek ve tek otomobil tercihinizi spordan yana yapmışken misafirinizi karşılamaya düzgün araba aramak zorunda kalmayacaksınız. Bunu başarabilen modeller tek tük, Kia Stinger hedefini tutturabilirse, bu rahatlığı sunabilen en ucuz yeni otomobil olabilir. İronik, öyle değil mi? Tam da pahalı araba yapmaya çalışıyorlardı…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here