Pazar, Ocak 26, 2020
Ana Sayfa Blog Sayfa 16

Arap Audi’si Q8

0

Davalık olmazsa şayet, Q8 ismi doğrudan satış hedefinin neresi olduğunu yüzümüze bağırıyor. Q-eight = Kuwait.

Bu arabayı dikkate değer yapansa kullanılan tasarım dili. Modern hatlar ve devasa boyutlara rağmen tasarımcıların bir şekilde 80’lerin Ur Quattro‘sunu hatırlatmayı başarmış olması enteresan.

Böyle bir otomobil geliştirmek aslında Audi için çok kolay zira rakipler yılardır piyasada, müşterilerin beklentisi belli ve oyun masaya kurulu. Şans faktörüne yer yok: BMW X6 ile Mercedes GLE doğrudan hedef konumunda.Temiz çizgilerle şekillendirilmiş gövde, kocaman tekerlekler üzerine oranlandığı için fotojenik olsa da aşırı yüksek profil çizgisi çok dikkat çekici. İri bir otomobil ancak omuz çizgisinin ölçülü yükselmesi, aşırı basık olmayan tavan eğimi sayesinde 1/0,8 ölçekle büyümüş A3 gibi duruyor. Bu tasarımın izlerini kompakt modelin yenisinde görmek sürpriz olmayacaktır. Arka tampon altındaki difüzör benzeri süs malesef daha çok traktör pulluğuna benzemiş…

Fuarlarda sergilenen konsept otomobillerin açıklanan teknik özellikleri avcı kahvesinde kaleme alınmış intibaı uyandırır, pek ciddiyeti yoktur. Bu arabada arka kısma yerleştirilen batarya ile desteklenmiş 8 vites otomatik, 3 litre V6 TFSI 333HP quattro çekiş sistemi kullanılmış. Burada zikredilen bütün öğeler gerçek.

Sırf elektrik itişiyle sunulan 100km menzil iddiası, V8 motora çevreci alternatif olarak geliştirilen sistemin en büyük artısı.Bu konseptle ilgili benim can sıkıcı bulduğum husus ise kabinde azalan düğme sayısı. Lüks Audi’lerde kokpit işçiliğine gösterilen özen, küresel standardın çıta yüksekliğini belirleyecek kadar iyi olagelmiştir. Maliyet kısma yöntemlerinin en sinsicesi üretimi, montajı zahmetli düğmeleri basit dokunmatik ekranlarla değiştirmek olsa gerek. Veda edilen gösterge tablosu da önemli bir kayıp. #ölüpiksel

Kabin görselinde ilgimi çeken son detay hava menfezlerinin şekli. Ayar kanatçıklarını gizlemek de maliyeti kısma hamlesi. Eğer düzgün, sessiz çalışıyorsa bu küçük detaylar üretime geçebilecek demektir. VW Grubun düze çıkması için çatı altındaki tüm markaların önemli bir tasarruf dönemi atlatması lazım. Tatsız işler…

Ford’dan yeni Bronco sürprizi!

1

Ford Bronco, firmanın 1966 yılında üretimine başladığı efsaneleşmiş başarılı modellerinden biri. İsmi devam etse de 1977 senesine kadar üretilen orijinal model, ismini F serisi kamyonetlerin en kısa şaseli hali olarak üretilen versiyonlara bıraktı.İlk Bronco üretimde kaldığı süre boyunca hem Willy’s Jeep (Jip) hem diğer rakiplerine karşı üstün dayanıklılığı ve performansıyla pek direnme şansı bırakmamıştı. Lakin petrol krizi ardından kemer sıkma politikasına hedef olarak tıpkı Mustang gibi sıradanlaştırılmış olmasına rağmen, özgün modelin başarısının sırrı olan küçük gövdeye takılı büyük organlar matemetiğini muhafaza ettiği için başarısı sürdü. Ta ki uzakdoğulu rakipler (Toyota RAV4) ciddileşene kadar. Son Bronco ’96 yılı itibarıyla banttan inerken atasının aksine çok sorun çıkartan elektronikleri ve ucuz etiketten doğan kofti imajıyla anılır olmuştu…

Ford’un çok kötü yönetildiği dönemdeki boşluktan istifade ile ICON Motors tarafından 2011 yılında küçük seri halinde üretimine başlanan Retro Bronco, orijinal tasarımın modern motor ve şanzımanla buluşturulmuş hali olması ile pek sevildi.

Bu replika bile başarılı sayılacak satış rakamı yakalayabilmişken tıpkı Mustang yahut Mini hatta Toyota FJ Cruiser ve Jeep Renegade gibi bir yenileme operasyonu ardından Bronco’nun karakteristik tasarımı da çok ilgi çekici hale getirilebilir.

Benim zayıf gördüğüm bir diğer ihtimal ise güncel F serisinin kısaltılarak tekrar pazara dönmesi:

Road&Track dergisinin hazırladığı potansiyel yeni Bronco hayali.

Resimlerde, yabancı basın mensuplarının öngörüsü ile şekillendirilmiş illüstrasyon, öncesindeki dört F serisi Bronco ile görülüyor. Buradaki sıkıntı Ford’un her yeni nesilde biraz daha irileşen F kamyonetlerini, ağırlıklarını kontrol altında tutabilmek için 2015’ten beri Alüminyumdan üretmeye başlamış olması. Artık bu tekniğin sonucu güzel bir Bronco için “fazla iri”.Sevenlerinin görmek isteyeceği şey ise çok farklı, retro görünümlü, küçük bir arazi piresi. Bu sanal modellemedekine benzer şeyler… Aslında Ford’un göstermiş olduğu eski konseptten pek de farklı değil beklenti:

Atası gibi kayalık arazide pinpon topu misali sekmeyecek olsa dahi bu arabanın eğlenceli olmasındaki anahtar çevikliğiydi. Ecoboost motorlarlar bu iş için biçilmiş kaftan.

Yeni, küçük ve ucuz Ford Bronco banttan indiğinde belki Avrupa pazarına dahi girmesi söz konusu olabilir. Büyük Detroit krizinin ardından “One Ford” felsefesi ile küresel pazarda minimal değişiklikle satılabilecek modeller üretmeye konsantre olmuştu zira firma. Böylece karlılığı arttıracaklardı. Nitekim Ranger ülkemizde satılan, sevilen bir kamyonetken küçük hacimli motorla getirilecek Bronco’nun Jeep Renegade veya Mini Countryman hatta RR Evoque ile yakalanan başarılı satış istatistiklerine bir yenisini eklemesi işten bile değil.

Yeni modelin resmi tanıtımını iple çekiyoruz.

Kardan adamınız için buz kamyonet!

0

https://youtu.be/TYIJ7HcYZ9k

Soğuktan burnumuzun donduğu şu günlerde dikkatimi çeken bir reklam oldu; Kanadalı bir yedek parça tedarikçisinin akü tanıtımı için seçtiği yol gerçek buzdan kamyonet inşa etmek olmuş!

Seçilen Chevrolet marka kamyonette kullanılan merdiven şase mimarisi sayesinde kaportası sökülüp yeni, su buzundan mamul gövdenin oturtulması için hiçbir engel kalmıyor. Yine de bu şase üzerine konulan buz kalıplarının ağırlığı beş tona varmış.

Eksi kırk derece sıcaklıkta bile doğru voltajda çalışan bir akü, istihap haddinde sıkıntısız işleyen bir makine. Ötesinde üşümüş, kibar adamlar. Kanada ilginç memleket!

Mercedes, düz 6 silindire geri döndü.

0

Altı silindirli motor ne demek? Aynı kutu/blok içerisinde 6 silindir var ve bu silindirlerde 6 tane piston yukarı aşağı hareket ederken bağlı oldukları krank milini çeviriyor. Pek ala, bu altı silindir krank milini çevirmek için hangi sıra ile dizilmeli? Krank üzerinde kaç yuva varsa ona göre elbette. Hepsi papatya gibi tek yuvaya dizilse radyal motor olur, Birinci Dünya Savaşı uçağına takılırdı. Kaput altına sığdırmak asla mümkün olmazdı, egzoz boruları kanalizasyon kadar uzun olur çok yer kaplardı. Uçakta açıkta duruyor, işimiz kolay…

Her silindir için ayrı göz yapılsa bu sefer derli toplu durur, tüm silindirlerin hava giriş ve çıkışları yan yana dizileceği için diğer tertibat pratik takılır ve kaputun altına sığardı. Ancak bu sefer de motor uzun olduğu için arabanın burnu çok uzadı, enine yerleştiremedik. En iyisi orta yolu bularak ikişer silindiri birer krank yuvasına oturtalım. Bu sayede hem motorun boyu kısaldı, hem de sadece iki ayrı silindir sırası olduğu için yüzlerini birbirine baktırıp hava giriş ve çıkışlarını düzgün hizalayabiliriz…İşte bu sebepten birçok otomobil üreticisi, büyük hacimli makine ihtiyacı için onyıllarca V dizilimli motor kullanageldi. Krank mili kısa, çabuk devirleniyor ve sesi güzel. Ancak bu şekildeki motoru üretmenin de bir püf noktası var: İki silindir sırası arasında ne kadar açı farkı olmalı ki?

Dört zamanlı motorun her bir silindiri iki kere inip çıktığında bir kez güç üretebilir. Bu yüzden kocaman tek silindir yerine birçok silindir dizilerek düzgün çalışan, düzenli çekiş sağlayabilen motorlar üretiliyor. İki kere inip çıkması, krank miline iki tur attırması yani 720 derece döndürmesi demek. Sıralı 4 silindirli motor, doğru dizildiğinde 720’yi dörde bölerek her 180 derecede bir ateşleme yaptırır. Sıralı 6 silindirde her 120 derecede bir. Ne kadar sık ve düzenli ateşleme olursa o kadar iyi. Sıralı 8 silindir 90 derecede bir ateşleme yaptırarak gönülleri fethederken krank mili çok uzun ve ağır olduğu için pek az otomobilde yer bulabilmiştir. Hem ataletten sebep  zor devirlenir, hem de desteksiz kaldığı için aşırı yük altında bel verip “kırbaç etkisi” ile motoru infilak ettirebilir… Bu yüzden V8 motor, siindir blokları arasında 90 derece yeni 90 derece V açısı ile üretildiğinde harika çalışır. Hem yeterince kısa, bu sayede çabuk devirlenip yüksek güç üretiyor ve dayanıklı. O halde 6 silindirli motoru da 90 derece ile üretebilir miyiz? Cevap malesef hayır!Silindir sayısı değiştiğinde ateşleme sırası da farklılık arz edeceğinden motorun iki yakası arasındaki geçişte krankın daha az tur atması gerekecektir. Bu nedenle 6 ve 12 silindirli motorlar 60 veya 120 derece ile düzgün çalışırken V10 motor 72 derece V açısı ister (Otoseyir amblemine dikkat). Boksör yani silindirlerin karşılıklı, 180 derece ile dizildiği yassı motoru ayrı tutuyoruz. Çok özel tasarım gövde olmadığı müddetçe tıpkı radyal uçak motoru gibi, araca sığdırmak pek zahmetlidir. İstisnalar var olmakla birlikte kahir ekseriyette geçerli kurallar bunlardır…

Yıllarca V motorlar üretmiş, avantajlarından en iyi şekilde istifade edebilen ve bütün püf noktalarını bilen Mercedes’i eski günlere döndürüp iri, hantal fakat basit düz mimariye döndüren karar ne olmuş olabilir?Cevap basit: Maliyet. Birçok firma gibi Mercedes de gün geçtikçe sıkılaşan emisyon sınırlamalarına göğüs gerebilmek için yeni motorlar üretmek zorunda. Ancak bunu yaparken maliyeti aşağı çekebilmek için aynı motor parçalarını kullanarak Lego misali farklı boylarda birleştirebilmek istiyorlar. Bu iki Mercedes AMG aracın biri kompakt diğeri süperspor. Motorlarının çoğu parçası ortak kullanılmış: Üstteki A45AMG 2.0 litrelik sıralı dört silindire sahipken alttaki AMG GT için 4.0 litre V8 kullanılıyor. İki tane A45 motorunu 90 derece açı ile aynı kranka gömmüşler. İki tamamen özgün motor kullanmaktan çok daha düşük maliyetli, belki de AMG GT’nin üretilebilmesi başka türlü mümkün olamayacaktı…

Bu örnekte aradaki boy, sıklet farkı çok fazla. Bu nedenle Mercedes, artık küçültüp 6 silindire indiremeyeceği 90 derece açılı büyük V8’ler yerine kesip 5, 4, 3 hatta iki silindire kadar indirebileceği sıralı altı silindirli turboşarjlı motorlar üretme kararı aldı. Artık limuzinlerde ve büyük arazi araçlarında 30 yıl önceki mimari ile fakat yeni teknoloji sayesinde güçten, verimlilikten taviz vermeden kullanacağı motorları göreceğiz.Sıralı altı silindir dengeli, yumuşak çalışma karakteri ve torklu yapısıyla, güzel ayarlandığında V8’lerden daha zevkli ve güzel sesli makinadır. Uzun krankın düşük devir avantajı da cabasıdır. Toyota Supra ve Nissan Skyline GTR sevenleri, BMW fanatikleri bu motorları pek sever.

Diğer namlı firmaların da kullandığı ortak parçadan modüler motor üretme düsturunu Mercedes müşterilerine bir kalite tavizinin söz konusu olmadığını ispatlayarak sunmak esas zor kısım olacağa benzer. Renault ortaklığı ile kompakt modellerine Fransız üretimi motor takmış olmalarından kaynaklı baş ağrısı da bu dönüşüme hız vermiş olmalı. Mercedes, otomotivin marka ismi en kıymetli üyesi sayılabilir ve bu markanın korunmasına azami özen göstermek için aldıkları risk takdire şayan. Saat gibi çalışan motorlarını rafa kaldırıp sırf başkasıyla ortaklık yapmamak için sıfırdan rekabete hazırlanmak kapitalizm çerçevesinde eşine zor rastlanacak türden bir adım.

3D Yazıcıdan otomobil basıldı!

0

CES fuarında otomobil görmeye pek alışkın değiliz. Görsek de vurgulanan kısmı mekaniğinden ziyade “oyuncaklı” tarafı olur, burun kıvırırız. Bu sefer gösterilen şey üretim tekniği olunca antenlerimiz dikiliverdi: Üç boyutlu yazıcıdan ilk kez metal bir araba çıkarılabildi!Püskürtülen metal tozlarına lazer ile noktasal hassasiyette kaynakçıklar yapılarak üretim yapılması yeni değil. Ama bunu otomobil ölçeğinde yapmak çok maliyetli, büyük parçaların imali çok uzun sürüyordu. Divergent Blade ismi yakıştırılan bu araba durumun artık değiştiğinin ispatı.CNC makinesinde yapılamayacak, döküm ile bile çok zor üretilecek yekpare süslerle ipuçları verse de asıl numara, şık mor kabuğunun altında saklı.Ek yeri yok! detaylar heykel kalitesinde… Bunun böyle olması,  sadece estetik meraklılarını cezbetmek için değil; geleneksel üretim tekniklerine nazaran müthiş bir ağırlık tasarrufu da sağlanıyor. Burada dikkat çekilmesi gereken öncelikli husus mukavemet. Metallere kaynak yapılırken kaynaklı kısmın zayıf alan olacağı bilinir, binecek yükün açısını hizalamak için daha çok metal/daha kalın profil kullanılması gerekir. Tabi üretim için gereken hattın da ayarlanması lazımdır: Pres ile tek parçadan yapılacak hareketli aksam bileşenleri için de dayanıklı tasarım yapmak mecburidir. Parça bilgisayar modellemesinde ayarlanabilecek halden çok daha etli, iri olmalıdır. Döküm ise bambaşka macera. Egzotik alaşımlar kullanılmadıkça hiçbir avantajı olmaz…

Divergent Blade’in süspansiyon salıncağı resimde görülüyor. Kuş kemiği gibi. İçi boş, “organik” şekiller tercih etmek mümkün. Bu teknikle hazırlanana parçaların verimliliğe katkısı daha evvel Boeing uçakların  flap menteşelerinde ispatlanmıştı. Aynı malzeme ve aynı mukavemette %60 daha hafif menteşe üretilebilmişti.

Ridler ödülü alırdı.

Malzeme seçimi illa ucuz çelik veya alüminyum olmak zorunda değil elbette; bu çift kişilik spor arabanın iskeletinde gördüğünüz gibi karbonfiber takviye çubuklar mükemmel hassasiyetle yerleştirilerek en ufak gerilmenin dahi önüne geçilebiliyor.Bu araba, iki kişilik bir hayal olmanın ötesine geçmiş vaziyette. Peugeot ile anlaşılmış. Ve üretim modeli bir 308’i alarak üzerindeki parçaları 3D yazıcıdan tekrar üretmişler. Sonuç kompakt gövdeli bir aile arabasında, sadece çelik kullanılarak -200 kilo!

Fabrikalardaki üretim bandının değişeceği, ciddi yatırım yapıldığı takdirde karşılığının ziyadesi ile alınacağı ortada.

Kia Stinger 2018

0

Detroit fuarından ilk bomba düştü: Yine bir Kia Stinger! İlginç olan bu kez konsept olarak kalmayıp yola çıkacak olması… Zira önce silüet, ardından ismiyle iki farklı fuarda daha stand doldurma görevi bu başlığa verilmişti.

Bildiğiniz üzre Hyundai-Kia kardeş firmalar. Kabaca Kia marka etiketi, Hyundai’nin hal-i hazırdaki arabalarının biraz daha spor modellerini satma yöntemi denilebilir. Ve yine çoğumuzun bildiği (ve faka bastığı) üzre görece ucuz, basit arabalar yapıyorlar. Bu algının kırılması için canla başla uğraşmalarına, WRC ve drift müsabakalarına girmelerine, modellerinin liste fiyatlarını Avrupalı rakiplerinin dahi üzerine çıkaracak yenilikleri art arda sıralamalarına rağmen gerçekten vurucu otomobillerle galerilerini doldurmadıkça başarı gelmeyeceğine ikna olmuşa benziyorlar. Bu otomobil spor model olması için tasarlanmış ancak hiç de küçük değil. Üst orta sınıf yani BMW 5’er, Mercedes E veya Jaguar XF dengi bir araba. Spor vurgusunu da suratımıza çarpan hatlarıyla eski Mercedes CLS’nin açtığı yolda, benzer başarının hedeflendiği aşikar. Tabi bu araba CLS gibi erimiş peynire benzemiyor…Devasa hatchback gövde Aston Martin Rapide’i ve bilhassa önden Panamera’yı andırıyorken, ben arka çaprazdan çamurluk kesimini ve küt arkayı güncel Dodge Charger’a da benzettim. Stop lambalarının iç grafiği Porsche 911 gibi de dururken sanki 2005 öncesi eski güzel Seat Leon/Toledo da akla geliyor. Peter Schreyer etkisi diyelim.“Kaputun altında” turboşarjlı benzinli motorlar vazifelendirilmiş. İki litrelik, sıralı dört silindirli olan nispeten uslu seçenek. 6200 devirde verdiği 255 beygirden ziyade 1400-4000 devir arası sabit 350Nm tork verebilmesiyle dikkat çekiyor. Resimde görülense daha ateşli büyük kalp. Güzel sesli, 60 derece açılı “V” dizilimli Lambda 2 motor tercih edilmiş. Hyundai’nin böyle bir motora sahip olması büyük avantaj. 3.3 litre hacimle turbo eklenerek 365 beygir çıkarılan bu modifiyeli makine 1300 devirden itibaren, 4500 devre kadar nefesi kesilmeden tam 510Nm tork üretebiliyor. Bu da turboşarjın nimeti: Yaşasın wastegate!

İki motor seçeneği de aynı 8 vitesli otomatik şanzımana (Manuel vites şimdilik yok.) bağlanırken araba arkadan itişli olacak şekilde tasarlanmış. Bu ilginç bir şanzıman zira kendi tasarımları ve tork konvertörüne entegre edilen CPA (merkezcil sarkaç dengeleyicisi) mekanizması sayesinde vites değişimlerinde oluşan dönme torku farkını emerek güçlü motor ve ağır gövdeye rağmen sarsıntısız şekilde hızlı vites değişimi yapabilmesi vaat ediliyor. Üstelik dört çekerle de teslim alınabiliyor. Arazi değil yol tutuş odaklı ve arka ağırlıklı AWD, arkada direksiyona bağlı güç dağıtma kabiliyeti (torque vectoring) ile donatılmış. Arkadan itişli modeller drift garantörü limitli kilitli diferansiyel ile alınabilecek. Viraj dönmek istemeyen, ısrar ederseniz poyraz yemiş balıkçı takası gibi sallanan hımbıl Kia sedanlara dair bütün hatıralara sünger çekmek gerekeceğe benziyor. Tabi yoldaki pürüzleri sanki ütü kumaş ezermiş gibi yutmalarını özlemek zorunda kalmayalım diye, arabanın sertlik ayarlı amortisör takımı ile donatıldığını da ekleyelim. Tek başına amortisör işe yaramaz: Çelik helezon yaylara binen gövde ön tekerleklere MacPherson mimari ile oturtularak kule gergisiyle desteklenmiş. Ağır burnuna rağmen direksiyon keskinliğinden taviz verilmemesi önemli. Gelişmiş çekiş aktarım kontrollü arka aksta ise çok kollu tam bağımsız salıncaklara yer verilmiş. Dört silindirli modelin lastikleri aynı boy: 225/45R18. V6 taşıyan Stinger’larıysa 19 inçlik jantlarından tanıyabileceğiz, önde 225/40R19, arkadaysa 255/35R19 lastiklerle ekstra gücün dizginlenmesi için ek önlem alınmış. Dizgin demişken fren tertibatı Brembo’ya emanet, tabi ki ABS ve aktif basınç dağılımı sunan hidrolik merkezli. Direksiyonsa önden çekişli büyük Kia’ların aksine bambaşka şeyler anlatıyor: BMW’den tanıdığımız aktif direksiyon sisteminin bir türevi. Bu direksiyon kutusu hız göstergesi aracı virajdan viraja fırlatabileceğiniz yahut park edebileceğiniz hızlarda alabildiğine keskin, az turlu kullanım sunarken sürat arttıkça bu sinirli yapı yerini daha uzun turlu, stabil direksiyon oranına bırakıyor. R-MDPS adlı bu yapı hidrolik değil elektrik destekli. Arka aksta açı değiştirecek bir sistem bulunmuyor, en nihayetinde yarış arabası değil sportif hisler sunacak bir model bu.

Dört çeker V6 Kia Stinger, içinde yükü yolcusu olmadan, kuru asfaltta 0’dan 100’e 5.1 saniyede çıkabildikten sonra sürücüsünün yüreği ağzına gelmesin diye bütün bu tatava. Saatte 270 kilometreye kadar hızlanabilecek ve bunu tekrar edebilecek bir otomobil, ciddi bir mühendislik başarısıdır.Kabin kaptan köşkünden ziyade kokpit yakıştırmasını hak edecek şekilde tasarlanmış. Küçük vites kolu sportif gözükmesin diye uğraşılmış sanki. Ne yazık, yanındaki Amerikan tarzı bardak tutacakları da hiç yardımcı olmuyor. Orada el freni kolu olmalıydı; üzgünüm driftçiler, el freni düğmeli.

Yuvarlak havalandırma menfezleri üzerinde yükselen tabletimtrak ekran arabanın kontrol merkezi. Ben arabaya binip oraya içine uygulama yüklenmiş kendi tablet veya telefonumuzu oturtacağımız, canımız isterse orada bırakıp istersek yanımıza alabileceğimiz günü iple çekiyorum. Sanırım üreticilerin niyeti de bizi buna alıştırmak. O ekran çok kalın çerçeveli, sökülemiyor veya gizlenemiyor. Ana göstergelerin analog olması teselli. Ön cama yansıtmalı HUD özelliği de unutulmamış. Havalandırma ve temel kontroller için düğme tercih edilmiş olmasına sevindim. Zira seyir halinde dokunmatik ekran kullanmak “zorunda” kalmak hiç hoş değil. El yordamı olamadığı için gözü yoldan ayırmak bir yana ıslanan ekran kabus olabiliyor. Üç kollu çok düğmeli ve arkasında vites pedalları bulunan direksiyon simidi, güzel koltuklar ve oturma pozisyonuyla arabanın spor imajı pekişmiş. Karanlık siyah kabinde alüminyum var, renkli dikiş yok çok şükür. Apaçi arabası değil bu. Yani lütfen olmasın!Çok kalın (içinin yarısı boş olsa da) şaft tüneli ile daraltılan oturma hacmi kullanışlılıktan verilen taviz demek. Araba büyük olduğu için sıkışmayacağız ancak sıkışık hissedeceğiz. Bilinçli bir tercih, potansiyel müşterileri cezbedecektir. Gövde hatlarından anlaşıldığı kadarıyla arka çapraz görüş çok sınırlı olacak. Burada da aracın sahip olduğu pek çok elektronik melekle işbirliği yapmamız salık veriliyor. Arkadan geçen yaya uyarısı park sensörü ve kameraya ek ilginç bir özellik. İleri bakarken de LED farların kapasitesinin yetmediği durumlar için gerektiğinde aracı durdurabilen şerit takip destekli radar yer bulmuş. Otomatik pilottan bir adım öncesi. Sadece sisteme çılgın gibi güvenip maskaralık yapmıyorlar, o kadar. Hatta siz de durumu anlayıp otomatik pilota bağlamayın arabayı diye “DAA” yani sürücü dikkat uyarganı adını verdikleri küçük çalar saatle, kontrolü sık sık ele almaz, işi otomobile bırakırsanız beyninize beyninize alarm sinyali çakarak ikinci Tesla olmamayı garantilemişler. Pasif güvenlik sistemleri de çokça havayastığı ve darbe emici gövde panelleri olarak yerli yerinde.Bu otomobilin asıl hedef pazarı Amerika. Bizi ilgilendiren özelliği ise proje sorumlusunun eski BMW M GmbH şefi Albert Biermann olması. BMW modelerine E39 M5’ten itibaren ayarlanabilir süspansiyon, gaz tepkisi, direksiyon keskinliği getiren ekibin şefi. Ve bu otomobili de özel yapan bu: Limuzinden şerit tanımaz viraj maymununa birkaç saniyede dönüşebilecek ve tek otomobil tercihinizi spordan yana yapmışken misafirinizi karşılamaya düzgün araba aramak zorunda kalmayacaksınız. Bunu başarabilen modeller tek tük, Kia Stinger hedefini tutturabilirse, bu rahatlığı sunabilen en ucuz yeni otomobil olabilir. İronik, öyle değil mi? Tam da pahalı araba yapmaya çalışıyorlardı…

İlk yazım

Otoseyir için kozadan çıkma vakti geldi. Teknoseyir içerisinde sevimsiz bir tırtıl gibi başladığımız serüvenin ikinci aşamasına geçtik, kozamızı yırtıyoruz. İlgili takipçilerimize müjde olsun!

Youtube kanalımızda sıklığını arttıracağımız video yayınımızın yanında podcast, haberler, sürüş izlenimleri ve yeni köşelerle bu siteyi dolduracak, güncel tutacağız.

Güzel günlerde görüşmek dileğiyle; takipte kalın, iyi seyirler!

Makyaj yapılırken gözü çıkarılan 8 zavallı “güzel” otomobil!

1
¤((

8Maserati 3200GT/Coupe

Yazık edilen son model bu biblo gibi Maserati. Bumerang tasarımlı LED fren lambaları 1998 için gerçek bir devrimdi.maserati-3200-gt-frYüksek devir çeviren harika sesli V8’e ev sahipliği yapan zarif burnun devamında şerit fren lambaları bıçakla kesilen kuyruğun zerafetini garantilerken, trafikteki araçların daha çok arka kısmını göreceği süratli bir model olması, bumerang stopları en vurucu tasarım detayı haline getiriyordu.sleek-maserati-3200-gt1998_Maserati_3200_GT

2002_Maserati_Coupemaserati_coupeAmerika ihracatı söz konusu olunca, dişinin geçtiği marka olduğu için, daha hızlı tepki süresi sunarak flamanlı ampulden avantajlı olmasına rağmen sözde güvenlik gerekçesiyle Maserati’ye ilk iş fren lambalarını değiştirtti. Bugün artık trafikte sıkça LED stoplu araba görsek de olan bu güzel tasarımlı arabanın düzgün üretilen sayısının sınırlanması oldu. Bu Passat bozması ucuz arka kısım her gördüğümde dudak bükmeme sebep olan detayların şimdilik sonuncusuydu…

Sonraki

Volkswagen AG çöküyor mu?

4

VW TiguanVW, ülkemizde çok sevilen ve çok satan otomobil markalarından biri. Bu tesadüf değil, çünkü otomobil üretim ve satış tekniğini değiştiren, diğer şirketleri de değişime zorlayan platform tekniği ile sektörde devrim yapmış, dünyanın en büyük üçüncü otomotiv üreticisi.

Seri üretimde, üretilecek kopya adedi arttıkça birim ürün maliyeti düşer. Geçmişte düğme, tutacak, kapak gibi, tek tük ufak parçalar araba markasının ürün gamındaki birkaç modelde kullanılabilecek şekilde adetli üretilebilirken, platform tekniği sayesinde artık bir firma bünyesindeki arabaların dışarıdan görünen, az sayıda parçası özgün. Birbirinden tamamen bağımsız görünen iki farklı model %60’tan fazla aynı parçaları kullanabiliyor.

Birbirinin aynısı parçaların ekseriyette kullanılmasını sadece araç üretim kolaylığı için düşünmemek, yedek parça stok ve tedariği açısından sağladığı kolaylığı da göz önünde bulundurmak lazım.

Maliyetleri, kaliteden taviz vermeden aşağı çekmek, rakiplerin işini çok zorlaştırıyordu.

Bu sistemin yan etkisiyse sıkıcılaşan araç kartelası, benzer görüntüden ziyade, birbirinin aynı hissettiren modelleri müşterilerin almak istemesini sağlamanın bir yolunu bulmak gerekmesi. VW Grubu, bu şekilde yapılandı: Benzer modellerin farklı fiyat seviyelerinde satılmasını sağlayacak üç-dört yan marka ve bunlarla ortak genetik paylaştığını bağıra çağıra duyurmak için şov unsuru olarak kullandıkları özel markalar…

Herşey yolunda gidiyor, yüksek sürat rekoru kıran, lüksün zirvesi olarak gösterilen modeller fuarları süslerken onlarda kullanılan şanzıman, motor ve yalıtım tekniğini paylaştığı iddia edilen arabalar peynir ekmek gibi satar, şirket dünyanın en büyüğü olma yolunda ilerlerken…

Videoda da dilimiz döndüğünce anlattığımız “dieselgate” skandalı VW AG için çok ağır bir darbe oldu. Zikredilen meblağlar küçük ülkeleri satın alacak kadar büyük olduğu ve bu durumun birçok memleketin ekonomisine zarar verebilecek olmasından dolayı mümkün mertebe sakin atlatılması gereken bir süreç devam ediyor.

Her ne kadar model satışlarının etkilenmemesi için sessiz hareket edilse de grubun karlılığını mevcut yapısıyla sürdürmesi mümkün görünmüyor. Öncelikle elden çıkarılması beklenenler dikkat çeken egzotik firmalar gibi gözükse de yukarıda anlattığımız sebepten, reklam unsuru olarak istifade edilecek markalara ihtiyaç var. Yeniden yapılanma çalışmalarına başlangıcın simgesi yeni CEO Matthias Müller’in son açıklamasına göre öncelikle elden çıkarılacak markalar Ducati ve MAN AG. En son eklenenler olması itibarıyla sürpriz olmasa da bir sonraki adım için elden çıkarılmaya en uygun marka Seat gibi görünüyor. Bentley ve Audi’nin yeri sağlamken Teyze Oğlu Porsche hanedanının (ki yakın geçmişe kadar grubun %20 hissedarı konumundaydı) tekrar ayrılması gündeme gelebilir. Ödenecek ceza miktarını azaltmak adına VW markasını Kuzey Amerika’dan çekip, yerine Skoda ile girilmesi bile gündemde…

Elbette başlıca kemer sıkma manevrası yenilikçi projelere uygulanacak, XL1 gibi, yeni W motor yahut DSG muadili gibi uçuk yatırım meyvelerini tekrar görmemiz çok zorlaştı.

Volkswagen XL1VW Nardo

Otomobil tercihinizi uzun vadeli yapacaksanız bu detayları aklınızda bulundurmanız faydanıza olabilir. Bu dev otomotiv firması bir anlamıyla da yüzbinlere istihdam sağlayan, küresel bir değer. Elbette kayıp gitmeyecek, bir anda batmasına izin verilmediği gibi, küçülmenin ölçülü olması için de ince hesaplar doğrultusunda stratejik hareket ediliyor.

Satın alınacak araçlar elden çıkarılırken, yakın gelecekte hatırı sayılır değer kaybı yaşanabilmesi söz konusu.

40 kadar model isminin ürün gamından eksileceği de gelen haberler arasında. Artık bu kadar çok ve çeşitli model, motor seçenekleri, donanımlar bulunmayacak. Çünkü motor üretimi yapan başka büyük üreticilerin aksine VW ürettiği motorları sadece kendi binek modellerinde kullanıyor, başka firmalara da satmıyor. Bazı durumlarda sipariş edilen arabalar için üretim motor üretimi yetişmeyebiliyor, ek vardiya ile yeterli üretim gecikmeli de olsa yakalanıyordu. Kemer sıkma çalışmalarının belki en önemli ayağı motor seçeneklerinin sınırlanması, haliyle ülkemizde rağbet gören bazı modellerin devamı gelmeyebilir. Alışageldiğimiz, çok sevilen dizellerin yeriniyse hibrit ve elektrikli motorların alması gündemde. Bizde yüksek vergi diliminden ötürü ulaşılmaz meblağlara satılan büyük motorlu araçların, Porsche öncülüğünde elektrikli sisteme dönmeleriyle rekabetçi olmaları da üzerinde durulması gereken bir diğer detay. Hacim küçültme (downsizing) için hiç olmadığı kadar radikal, sert geçiş yaşanabilir.Volkswagen Golf

Hal-i hazırda TDI motorlu araca sahip olanların ise nasıl bir muamele ile muhattap olacağı yavaş yavaş netleşiyor: sadece Amerika’da satılmış (2.0TDI motorlu) 460.000 VW ve 15.000 Audi’nin geri alınması, kira kontratı iptali yahut modifikasyonu için 10 Milyar Dolar bütçe ayrıldığı ilan edildi. Bununla beraber 5 Milyar Dolar kadar da Amerikan Devleti’nin belirlediği fonlara ceza ödenmesi kararlaştırıldı.

Hak mahrumiyeti yaşanmaması adına Avrupalı müşterilerin de benzer bir fatura çıkaracağı aşikar… Firmanın başını ağrıtıp ürünlerin değerini düşürebilecek diğer önemli sıkıntı modifikasyon işleminin sorunsuz olmayacağı gerçeği. Yazılım güncellemesi ve parça değişimlerinin ardından özellikle otomatik modellerde bozulacak motor-şanzıman uyumluluğu, kullanıcıların kolaylıkla hissedeceği çekiş gücü kaybı ve bizi en çok ilgilendiren kalem olan yakıt tüketim artışı araçların piyasa itibarını olumsuz etkileyecektir.

Ülkemize Doğuş Otomotiv ve ortağı Yüce Oto aracılığıyla ithalatı yapılan VW Grubu araçların bu değişim/dönüşüm sürecinin Türkiye’deki müşterilere nasıl yansıtılacağı merak konusu. Geçmiş yıllarda yangın riskine karşı tadilat gören 1.8 turbo motorlar ve TT serisinin modernizasyonu başarıyla gerçekleştirilmişti. Yalnız sonrasında DSG şanzımanla alakalı sorunlarda aynı özveri malesef gösterilemedi. Bu durum biraz da işçilik yükü ve sorunlu araç sayısıyla ilgili olduğu için, ana firmanın iskeletini sarsan “Dieselgate” skandalının tezahürlerini takip etmeye devam edeceğiz.

volkswagen grup

Yakın zamanda bu çatı altındaki markalardan, piyasa değerini koruması beklentisiyle araç satın alınması pek akılcı gözükmüyor. Kişisel beğeniye bağlı uzun süreli kullanım söz konusu olduğundaysa herhangi sıkıntı yaşanmayacaktır. Zira doğru motor ve donanım tercih edilince üstün üretim kalitesinden ve platform tekniğinden gelen yedek parça stoğundan yıllarca istifade etmek mümkün.

Yepyeni bir Wankel motor geliştirildi

5
2,008BeğenenlerBeğen
1,304TakipçilerTakip Et
39,500AbonelerAbone

Recent Posts