37 beygir, 650kg, iki silindirli müthiş ucuz ve bakımı – idamesi kolay otomobil. Üstelik %100 yerli ve milli. Yani Hintli…

Batı basınında çok defa alay edilse de aslında Tata Nano, bir sorunu çözmek amacıyla üretilmiş, güzel bir otomobildi. Motosiklete maaile binerek canını riske atan insanlara, motosikletle benzer fiyata sahip olabilecekleri kapalı kasalı, kaloriferli ve havalandırmalı bir taşıt sunuldu.

Ancak Tata aracı tanıtırken öyle bir hata yaptı ki bu proje sırf otomotiv değil, bütün sektörler için çok önemli bir pazarlama dersine dönüşerek tarihe geçti: “Arzulanacak bir ürünü ucuz diyerek satmaya kalkarsanız Hint fakirleri bile burun kıvıracaktır.”

“Dünyanın en ucuz arabası”

Motor arkada altta, ön tarafı hafif. Yüksek yapısı ve kısa boyuna rağmen zaten azami hız kapasitesi 70km/s ve klima, hidrolik direksiyon, müzik sistemi yok. Arkada bagaj kapağı bile yok. Gerek de yok. Düşünülerek ayarlanan inceliklerden biri aşırı zayıf motorun aracı saatte 70 kilometreye kadar hızlandırabilmesiydi. Zira tekerleklerde kullanılan rulmanlar ancak bu sürate kadar sorunsuz dayanacak, raftaki en ucuz seçenek olarak tercih edilmişlerdi.

Bagaja arka koltuk sırtlığu yatırılarak ulaşılıyordu. Bu sayede kapaksız arka tarafta ekstra kiriş desteğiyle gövde sağlamlaştırılabilmişti.

Son derece kullanışlı tasarlanan kabin modern zamanların “bubble car” yaklaşımı olarak Smart projesinden de diğer retro giydirmeli sıradan araçlardan da daha ciddi bir başarıydı.

Kabindeki akü kullanışlılığı arttıran detaylardan.

İlk versiyon tahmin edilenden pek az satılabildi, az üretildi. 21. yüzyılın kült otomobillerinden biri olacak potansiyel malesef atılan hatalı adımlarla zayi edildi: Daha lüks olmasına çalışılmış versiyonlar, arka bagaj kapağı, multijet dizel motorlu Euro versiyon ve otomatik şanzıman seçenekleri eklenerek makyajla esprisini iyice kaybeden araç sadece çirkin ve biçimsiz bir alternatif olarak piyasadan silindi gitti.

Ne kadar ekstra vasıf eklenmeye çalışılsa da o hala insanların nazarında “en ucuz arabanın lüks versiyonuydu”. Bugün, 10 yıllık hikayenin sonunda üretimin sonlandırıldığı duyuruldu.

Umarız bizim yerli otomobil projemizde de böyle bir modele yer verilir, insanımız kredi çekmeden, dışarıya paramız kaçmadan, kendi kasabasındaki tamircinin onarabileceği bir modelimiz neden olmasın?..

(Bazı detay fotoğrafları jalopnik.com’daki “Not-new review” yazısından alınmıştır.)

3 YORUMLAR

  1. Hindistana göre yerlidir ama neden bir de yanına “milli” kavramını ekleme gereği duydunuz. Kusura bakmayın ama “milli” demek islami demektir. Tdk’nın sözlüğünda ulusal anlamı verilmeye çalışılıyor buna ama, osmanlıca lügatta kullanılan manası “islami” demektir. Ki kelime osmanlıca kökenlidir zaten. Hindistanlıların çoğunluğu gayrimüslim olduğuna göre bu kavramı gayrimüslimler için kullanmak “çok ağır bir hatadır” Eğer bahsettiğiniz “ulusal” kavramı ise onu zaten “yerli” kavramı aynı kavrmlar olmasa da karşılıyor.

  2. Ayni hata daha once Turkiye’de yapilmisti. Ozellikle tasimacilika kullanilan eski rus motorlarina (Sepetli) alternatif olarak satilan Otoser diye bir marka vardi. Kucuk kamyonet ile motorsiket arasi birseydi ve baya ucuza satiliyordu. Kayseri montaj :). Ama ayni sebeplerden dolayi ticari olarak basarili olamadi ve zamanla eridi.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen isminizi buraya giriniz